9 Nisan 2012 Pazartesi

Mum boyama (Mum Boya-Ma!)


Salondaki şamdanlığın tepesindeki mum uzun süredir gözüme ilişiyordu. Aldığımdan beri "ben bunu süslerim" demiştim ama bir türlü neyi nasıl yapacağıma karar verememiştim. Pinterest te sürekli karşıma çıkan mum boyama işini görünce de "Budur!" diye heveslenerek yapılacaklar listesine ekledim.
Bu haftasonu yapılacaklar listesini incelerken malzemeleri toplayıp iş başına koyuldum. Pasta tabağı süslü kağıdımı, akrilik boyalarımı, makyaj temizleme pamuğumu (aslında normal pamuk gerekiyordu da en yakınımda bu vardı), 70% alkolümü (bu da 3 yıl önce kızımın göbek bağını düşürmek için kullandığımız alkoldü, iş gördü), makası, toplu iğneleri, fırçamı , tabağımı hazırladım.
Önce mumu alkollü pamukla güzelce siliyorsunuz. Daha sonra da dantel kağıtları istediğiniz gibi şekillendirip, toplu iğneyle mumunuza iliştiriyorsunuz.




Daha sonra başlıyorsunuz kağıdı boyamaya.(Ben bu aşamayı fotoğraflayamadım, ellerim bayağı bulaşmıştı).
Boyanın kurumasını beklemeden de kağıtları mumun üzerinden nazikçe kaldırıyorsunuz.
Veeee.....
Ta-daaa.. Tam bir felaket... İlk tepkim "Bu ne yaaa.." oldu. Çok kötü...



Neyse daha sonra da renk çok koyuydu, açık tonla böyle olmazdı diyip mumu alkolle sildikten sonra da bu sefer dore boyayla denedim. O da ayrı bir felaketti.

Arkadaşlar aranızda denemek isteyenler varsa denesinler, neyi nerde yanlış yaptım bilmiyorum ama ben bu işten hevesimi aldım. Ben en iyisi mumu başka yollarla süsleyeyim. Ya da direk her gece yakayım bitsin gitsin hem de beni daha fazla masrafa sokmasın :)

Sevgiler XXOO....


2 Nisan 2012 Pazartesi

Bir saat... Bir ev...


     Pazartesini bitirmeye az kaldı. Bugün bitti mi hafta çabucak biter yine.
Duvardaki saat ne kadar güzel... Roma Rakamları olduğundan mı yoksa akreple yelkovandan mı bilemedim ama ben sevdim.  Kızlarıma bir süredir digital saat arayışı içerisindeyim.Eskiden herkesin kolunda digital saat olurdu ama artık eskisi gibi değil. Rakamları bilip, analog saati okumayı bilmediklerinden digital olsun dedim ama çocuk saatleri artık hep analog.

   Bu arada saat bahane ev şahane :) Gayet samimi, rahat, aydınlatması yerden , bir de piyanosu var. Daha ne olsun.

   Hepinize harika bir hafta diliyorum. Sevgiler... XXOO














29 Mart 2012 Perşembe

Oyun Odası


  Giyinme Odası yok, Çamaşır Odası yok, Hobi odası hiç yok ama kocaa bir Oyun Odamız var bizim...
  Hatta Oyuncak Odası deriz biz ona. Görsellere aldanmayın, Hiçbiriyle yakından uzaktan alakası yok. Zira "eski mobilya", "ilerde belki ihtiyacımız olur" vasfındaki tüm eşyaları saklama odası da denebilir. 5-6 adet üst üste yığılmış koli, eski evimizden kalan venge rengi, 1 metre eninde çift kapılı portmantomuz, taa 10 yıl öncesinden alınmış bir şifonyer...
  Hakkını yememeli, perdelerimi gri fon ve beyaz stor perde olarak daha geçen sene yaptırdım. Bir de cam üzeri siyah motifli çok ta güzel kocaman bir çalışma masamız var. Var da.. Bu oyuncak odasında iki kızıma, karşı komşunun kızına, iki sokak ötedeki ikizlere yetecek kadar oyuncak ta var. Şimdi çocuğu olmayanlar derki "Ne gerek var bu kadar oyuncak almaya". Valla haklısınız, ben de öyle düşünüyordum. Ancak amcalardan teyzelerden kıyafet dışında, evini boşaltmak isteyen herkes, kızlarının oyuncaklarını bize bağışladı. Dolayısıyla iki set yazı/oyun masamız, 4 çocuk sandalyemiz, 50 adet barbimiz, bir çocuk koltuğumuz, mutfağımız, banyomuz ıvırımız zıvırımız tam. İki set bowling takımı, iki çeşit yazı tahtası... Ayrıca tabii kızların doğum günlerinde gelen oyuncakları da hesaba katarsanız odada hareket edecek yer kalmadı. Peluş oyuncak konusuna girmiyorum bile çünkü benim çocukluğumdan kalma bir sürü kahraman da sepette yerini almış vaziyette. Ara ara oyuncak tasfiyesi yapıyorum ama küçük kızım üç yaşında olduğundan daha en az 3 yıllık vakti var bu oyuncakların. Ikea dan sürekli plastik kutu almak geçici bir çözüm. İşte bu yaz Oyuncak Odasını hedef aldım. Şifonyeri boyamak ve portmantodan kurtulmak, kolilerdeki eşyaları tasfiye etmek ve güzel bir kitaplık almak istiyorum. Bu akşam gidip "ÖNCE" fotoğraflarını çekiyorum, ki "SONRA" fotoğraflarını gösterdiğimde farkı anlayın.











21 Mart 2012 Çarşamba

Loft


Girişteki her milimetresini, duvar kağıdını, aynasını hepsini çok sevdim. Hele sanki Paşabahçeden çıkma o iki gümüş objeyi...
Televizyonun sadece mutfakta olmasını, salonda tüm koltukların şömineye bakmasını, geniş , perdesiz camlarını...
Şarap dolaplarının önündeki ağaç sehpayı, kare yemek masasını...
Siz de sevin diye görür görmez yayınladım...
Sevgiler XXOO









19 Mart 2012 Pazartesi

Ben bu haftasonu...


Ben bu haftasonu kolları sıvadım ve bir tablo boyadım. 1995 te bir arkadaşımın bana hediye ettiği yağlı boya portremi arka balkonda çürümeye terk etmiştim. Ya onu ağlayan Çiço tablosu gibi salonumuzun baş köşesine koyacaktık (size benimle dalga mı geçiyorsunuz, ben ona baktıkça ağlarım, zaten ifademi tam yapamamıştı sevgili ressam) ya da arka balkonda iyicene tozlanıp gidecekti.

Şimdi bu tabloyu nasıl yaptığımı sırasıyla anlatacağım.
*** Yağlı boya yapılmış bir tablonun zeminini 2. kat bir esere hazırlarken sakın benim gibi zımparalamaya çalışmayın, pek bir işe yaramıyor.
*** Oturacağınız sandalyeyi, tabloyu tutan karşı sandalyeyi ve alet edevatın duracağı sehpayı halıdan uzak bir yerde ama televizyon karşısında konumlandırın.
*** Discovery Channel daki CAKE BOSS u açıp Buddy nin harikalar yaratan ekibini az biraz izleyip bende harikalar yaratabilirim diyerek gaza gelin.
*** Evde bulunan temiz 2cm kenar fırçasını alın (bu aslında duvar boyamak için kullanılmak üzere alınmıştı, işte neye niyet neye kısmet)
***Yağlı boyalarınızı, karışımı hazırlamak için plastik (disposable) bir tabağı hazırlayın. Elinizin altında eski bir T-shirt ünüzü bulundurun ki etrafa sıçrayanları bununla silersiniz.
***Bu adımda o andaki ruh halinize göre çiçekler böcekler yapmaya başlayın. Ben gerçek bir resim çizersem çok komik olacağını bildiğim için sadece renkleri karıştırmayı tercih ettim. 

Yatak odamızın mobilyalarını geçen yaz beyaza boyadığımızı daha önce anlatmıştım. (Tıklayın) Yatak örtüsü ve perde fonları da koyu mor dolayısıyla bu tablo direk yatağımızın başucuna asılacak.

Tablonun çerçevesini henüz boyamadım. Tam kurumasını bekliyorum. Gelecek haftasonu bir beton çivisiyle bu iş de tamam olacak.

*Bu postu hazırlayan şahıs, tabloyu gördükten sonra köprüden atlayan ressamlardan sorumlu değildir.

Hepinize şahane bir hafta diliyorum....